İstanbul
29 Ocak, 2026, Perşembe
  • DOLAR
    42.26
  • EURO
    49.07
  • ALTIN
    5726.6
  • BIST
    10.641
  • BTC
    103068.32$

Paralel bir evrende mi yaşıyoruz? Stranger Things’in arkasındaki gerçek fizik

Paralel bir evrende mi yaşıyoruz? Stranger Things’in arkasındaki gerçek fizik
Netflix’in fenomen dizisi Stranger Things, izleyiciyi karanlık bir paralel evrenle tanıştırırken, aslında on yıllardır fizikçilerin tartıştığı gerçek bir bilimsel teoriye dayanıyor. Nature, dizinin ilham aldığı bu teorileri kuramsal fizikçilerle konuşarak mercek altına aldı.

Indiana’daki sakin bir kasabada geçen Stranger Things, gizli bir devlet laboratuvarında yapılan deneylerin başka bir evrene açtığı kapıyla başlayan olayları konu alıyor. Beş sezon boyunca, “Upside Down” adı verilen bu karanlık dünyadan gelen yaratıklar kasabayı tehdit ederken, bir grup genç ve aileleri hayatta kalmaya çalışıyor.

Telekinetik güçlere sahip çocuklar ve boyutlar arası canavarlar elbette kurgu. Ancak dizinin merkezindeki “paralel evren” fikri, tamamen hayal ürünü değil. Aksine, yaklaşık 75 yıldır modern fiziğin en tartışmalı teorilerinden birine dayanıyor.

 

Bilim kurgudan fiziğe uzanan çizgi

Stranger Things, yalnızca korku ve macera anlatmıyor; temel fizik kavramlarına da sık sık göndermeler yapıyor. Elektromanyetizma, pusulaların şaşmasını ve mıknatısların yerinden düşmesini açıklıyor. Üçüncü sezonda ise karakterler, Upside Down’a açılan kapıyı kapatmak için Planck sabitini kullanıyor — her ne kadar dizideki değer, 1980’ler yerine günümüz ölçümlerine dayansa da.

Dizide açıkça adı geçen en önemli teori ise kuantum mekaniğinin “çoklu evrenler yorumu”. Hikâyede kaybolan arkadaşlarının başka bir evrende sıkışıp kaldığını düşünen çocuklara, öğretmenleri şu soruyu yöneltiyor:
“Hiç Hugh Everett’in çoklu evrenler teorisini düşündünüz mü?”

 

Çoklu evrenler: Gerçekten mümkün mü?

1950’lerde Amerikalı fizikçi Hugh Everett, kuantum mekaniğinin en temel sorunlarından biri olan ölçüm problemini çözmek için radikal bir fikir ortaya attı. Kuantum dünyasında bir parçacık, ölçülene kadar birden fazla durumda aynı anda bulunabiliyor gibi görünüyordu. Örneğin bir elektron, iki farklı yerde birden var olabiliyordu.

Geleneksel Kopenhag yorumu, bu belirsizliğin ölçüm anında “çöktüğünü” savunur. Everett ise çok daha sarsıcı bir alternatif sundu: Elektron her iki durumda da gerçekten vardır. Ölçüm yapıldığında evren ikiye ayrılır ve her olasılık, farklı bir evrende gerçekleşir. Bu mantıkla, evren sürekli dallanır ve sonsuz sayıda evren oluşur.

 

Bilim dünyasında neden tartışmalı?

Birçok fizikçi için bu teori fazlasıyla spekülatif. Çünkü eğer bu evrenler birbiriyle etkileşime giremiyorsa, teori ne kanıtlanabilir ne de çürütülebilir. Bu da onu deneysel bilimin sınırlarının dışına iter.

Buna karşın bazı fizikçiler, çoklu evrenler yorumunun kuantum mekaniğinin en sade ve tutarlı açıklaması olduğunu savunuyor. Nature’ın bu yıl yaptığı bir ankete göre, bu yorum kuantum fizikçileri arasında en çok benimsenen üçüncü yaklaşım konumunda.

Ancak bu noktada önemli bir ayrım var: Gerçek fizikteki alternatif evrenler, Stranger Things’teki gibi karanlık, canavarlarla dolu ve kırmızı şimşekli dünyalar olmak zorunda değil. Büyük olasılıkla bu evrenler, bizimkine neredeyse tamamen benzer olurdu. Aynı fizik yasaları, aynı insanlar — sadece atomaltı düzeyde küçük farklarla.

 

Kapılar neden sadece dizilerde var?

Dizide karakterler, duvarlardan, ağaçlardan ya da göllerden açılan geçitlerle bir evrenden diğerine geçebiliyor. Gerçek fizik ise bu fikre oldukça mesafeli. Çoklu evrenler teorisine göre, bir evrende olanların başka bir evreni etkilemesi neredeyse imkânsız. Bir insanın evrenler arasında gidip gelmesi ise fizik yasalarına göre mümkün görünmüyor.

Bazı araştırmacılar, kuantum düzeyinde sınırlı etkileşimler olabileceğini öne sürüyor. Örneğin kuantum bilgisayarların olağanüstü işlem gücünün, hesaplamaları paralel evrenlerde eş zamanlı yapmasından kaynaklanabileceği iddia ediliyor. Ancak bu etkileşim, en fazla bir elektron için geçerli olabilir — dev bir canavar için değil.

 

Popüler kültür neden vazgeçemiyor?

Stranger Things gibi yapımlar, bilimsel gerçekliği birebir yansıtmasa da, paralel evren fikrini izleyici için erişilebilir ve heyecan verici hale getiriyor. Doctor Strange, Spider-Man: Into the Spider-Verse ve Dark Matter gibi yapımlar da aynı temayı kullanıyor: “Ya hayat farklı bir seçimle bambaşka bir yöne gitseydi?”

Fizikçilerin de kabul ettiği bir gerçek var:
Eğer bu teoriler ekrana tam anlamıyla sadık kalınarak anlatılsaydı, ortaya muhtemelen pek de ilgi çekici bir hikâye çıkmazdı.

 

 

 

Videolar için YouTube kanalımıza abone olmayı unutmayın!

Kaynak: Haberim İstanbul


  • 0
    SEVDİM
  • 0
    ALKIŞ
  • 0
    KOMİK
  • 0
    İNANILMAZ
  • 0
    ÜZGÜN
  • 0
    KIZGIN

Facebook Yorum

Yorum Yazın

E-posta hesabınız sitede yayımlanmayacaktır. Gerekli alanlar ile işaretlenmişdir.

Başka haber bulunmuyor!